Din
ve sanatın felsefi anlamda genel olarak iki boyutlu ilişkisi vardır.
İlki bilindiği üzere evrendeki güzellik ve düzenden dini bir argümana
geçmek suretiyle bir çeşit "sanat argümanı" ortaya koymak ya da sanatsal
öğeleri düzen kanıtını destekleme amaçlı kullanmak. Yani sanattan dine
geçmek.
Asıl üzerinde durmak istediğim diğeri, dinden sanata geçmek olarak nitelendirilebilir. Yani dini kaynaklı
sanattan bahsediyorum. Benim aklımın erdiği kadarıyla son 100-150 yılı
saymazsak tüm insanlık tarihi boyunca sanatın her türlüsünün en büyük
ilham kaynağı din olmuştur. Ya da tüm sanatlar din içerisine kendine bir
çıkış noktası ve dayanak bulmuştur. Buna bir çok örnek verilebilir.
Beni büyüleyen bir örnek şu, biraz önce Hinduizm ile ilgili bir şeylere
bakarken Şiva'nın heykelini gördüm. Önce çizim sandım. Meğer
gerçekmiş...
Politeizm tartışmalarını bir tarafa koyarsak bu olağanüstü eser insan doğasının dini tabiatı ile sanatsal tabiatının derin bağlantısını ortaya kaymakta bence.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder